ANA SAYFA EĞİTİM GALERİ MATEMATİK PARKI ŞİİR BAHÇESİ BİLİÇLİ VELİ İNANÇ DÜNYASI HABERLER BULMACALAR OYUNLAR FORUM ÇEVİRMEN +FAZLASI
Sevgi Çiçekleri
bir başka kokarlar...

Çocuğun Gelişim Evreleri


ÇOCUKTA GELİŞİM DÖNEMLERİ

psikolojik gelişim

1. Oral Dönem: ( 0-2 ) yaş


Haz kaynağı ağızdır. ( Besin almak ) Dudaklar, ağız boşluğu, yutma şeklinde işler. Eğer besin maddesinden hoşlanılmazsa tükürülür. Diş çıkarmaya başlayınca ısırma ve tükürme işin içine girer. Bu yapılar daha sonra kişiliğin karakterini belirler. Ağzın dolmasından hoşlanım bilgi edinme, eşya depolama ve bunlardan haz almaya dönüşebilir ya da kolayca aldatılabilir, her şakaya kanabilir. Yani, " oral saplanım " görülebilir.


Bu dönemde anneye bağlılık çok ön plandadır. Bağımlılık duyguları bu dönemde oluşur ve yaşam boyu da sürer. En zor giderilen duygudur. Egonun gelişmesinden sonra bile bireyin kaygılı, korkulu, güvenini yitirdiği dönemlerde bu bağımlılık duyguları tekrar görülür. En aşırısı ana rahmine dönme isteğidir.

2. Anal Dönem: ( 2-3 ) yaş


Besin maddeleri sindirildikten sonra kalan artıklar bağırsağın son bölgesinde birikir ve anüs bölgesindeki kaslar üzerine basınç yapar. Bunun sonucunda dışkılama yapılır ve rahatlama sağlanır.


İki yaş civarında başlayan tuvalet eğitimi bu dönemde büyük önem kazanır, çocuğun kişiliği üzerinde kalıcı izler bırakır. Çocuğun içgüdüsel olan bu dürtüsünün bazı kurallarla kontrol edilmesi istenir. Böylece çocuk boşaltımdan duyacağı hazzı ertelemeyi öğrenir. Annenin tutumları tuvalet eğitiminde ve çocuğun kişiliğinde bırakacağı etkilerde önemlidir.


Anne Tutumları:

• Anne kuralcı, titiz, katı ise çocuk dışkısını tutmaktan kabız olabilir. Tüm davranışlarını etkilerse çocuk tutucu bir kişilik geliştirir. İnatçı, cimri, sinirli olur.
• Anne baskıcı ise çocuk olur olmaz yerlerde anneyi cezalandırmak için dışkısını boşaltır. İlerde ise eziyet etmeyi seven, dağınık kimlik özelliği geliştirir.
• Anne teşvik edici ise çocuk dışkılama olayının önemli olduğunu anlar. İleride üretken ve yaratıcı olur.

3. Fallik Dönem: ( 3-6 ) yaş


Bu dönemde cinsel organların işlevleriyle ilgili, cinsel ve saldırgan duygular önem kazanır. Mastürbasyon dönemin en egemen işlevidir.


Oedipus Karmaşası: Farklı cinsten ebeveyne karşı cinsel içerikli duyguların olmasıdır. Bu duygular mastürbasyon yaparken çocuğun fantezileriyle ve ana-babaya karşı birbirini izleyen sevgi, başkaldırıcı hareketlerle anlatım bulur.
3-5 yaşındaki çocuklar bu karmaşanın etkisi altındadır. 5. Yaştan sonra ya ortadan kalkar ya da bastırılır. Ama yaşam boyu kişiliği etkilemeye devam eder. Karşı cinsle ve otorite figürleriyle olan ilişkiler Oedipus karmaşasının yaşanış biçiminden etkilenir. Oedipus karmaşası kız ve erkek çocuklar tarafından farklı yaşanır:
• Önceleri her iki çocuk için de anne önemlidir. Çünkü anne, besleyen,
büyütendir. Erkek çocuğun bu duygusu daha sonra da sürerken kız çocuğun duyguları değişir.
• Erkek ( Oedipus ) : Erkek çocuğun annesine beslediği cinsel
içerikliduyguları ve babasına karşı duyduğu öfke çocuğun ana-babasıyla çatışmasına neden olur. Başat düşmanın ( babanın ) kendisine zarar vereceğini düşünür. Bu bir bakıma doğrudur çünkü baba cezalandırıcıdır. Babanın kendisini cinsel organından yoksun bırakacağından korkar. Freud bu korkuya " kastrasyon anksiyetesi " demiştir. Bu korkku, anneye duyulan cinsel içerikli isteğin, babaya duyulan öfkenin bastırılmasına ve baba ile özdeşleşmeye yardımcı olur. Babayla özdeşleştiği an aynı zamanda annasinme karşı olan duygularına da doyum sağlayacaktır. Bu bastırma süperegodaki en son gelişimdir. Freud'a göre süperego erkek Oedipus karmaşasının mirasçısıdır. Çünkü süperego ensest ilişkilere ve saldırganlığa karşı koyan bir siperdir.
Kızlar ( Electra ) : Kızlar, erkeklerden farklı bir cinsel organa sahip
olduklarını görünce, anlayınca düş kırıklığına uğrarlar. Bu durumdan annesini sorumlu tutar. Bu nedenle de annesi bir sevgi nesnesi olmaktan çıkar, tüm sevgisini babaya yöneltir. Çünkü baba değerli bir organa sahiptir. Babasına ve diğer erkeklere bir kıskançlık duyar. Freud buna " penise imrenme " diyor. Kız çocuk erkek doğurursa bu korku büyük ölçüde giderilir.

Kadın-erkek psikolojisi ararsındaki en önemli fark budur.

4. Latent Dönem: ( 6-12 ) yaş


Bu dönemde cinsel içgüdüler uykudadır. 5. yaştan sonra çocuk yoğun bir dinginlik içine girer. Bu da erinlik dönemine kadar sürer.

 

5. Genital Dönem: ( 12-+) yaş


Bu dönem öncesinin nesne seçimleri doğaları itibariyle narsistiktir. Birey kendi bedenini uyararak doyum sağlar. Bireyeler sadece kendi bedeninden aldığı doyuma bazı hoşlanımlar katabilirler. Ergenlik döneminde özseverci duyguların bir kısmı gerçek nesne seçimlerine yönelir. Ergen diğer insanları yalnızca özseverci araçlar diye değil, onları düşünerek sevmeye başlar.


Cinsel çekicilik, toplumsallaşma, grup etkinlikleri, meslek planlaması ve yuva kurma isteği belirir.


Ergenliğin sonuna doğru toplumsallaşmış ve diğer insanları düşünerek yapılan nesne seçimleri oldukça tutarlılık göstermeye başlar. Artık birey hoşlanım arayan özseverci çocuktan, gerçeklere yönelik toplumsallaşmış yetişkine dönüşür.


Genital öncesi tepiler, genital dönem tepileriyle yer değiştirmemiştir. Oral, anal, fallik dönem tepileri genital dönem tepileriyle birleşmiş, kaynaşmıştır.


Genital dönemin en önemli ve belirgin işlevi üremeye yöneliktir. Psikolojik süreçler ise bu işlevin başarılmasına yardım eder.

Çocuk Psikolojisinde Erikson'a Göre Çocukların Gelişim Dönemleri

Erik Erikson, Freud’un kuramını ergenlikten sonra yaşlılığa kadar genişleterek sekiz psikososyal gelişim dönemini tanımlamıştır. Gelişimde kritik dönemler olduğuna inanmaktadır. Erikson’a göre, insanın yaşamında belli başlı sekiz kritik dönem vardır.Her dönemde de atlanması gereken bir kriz,bir çatışma bulunmaktadır.İnsanların sağlıklı bir kişilik kazanmalarında bu dönemlerin başarılı olarak atlanması gerekmektedir. Eğer bir dönemdeki kriz tam olarak çözümlenemezse bireyin yaşamının daha sonraki dönemlerinde de bu kriz devam eder,çözümleninceye kadar problem yaratır.

Gelişim Evreleri


1.Evre: GÜVENE KARŞI GÜVENSİZLİK

Bu dönem,doğumdan bir yaşına kadar sürer.Bu dönemde bebekler, çevresindeki dünyaya güvenip güvenemeyeceklerine ilişkin temel duygular edinirler.Yaşamın ilk yılında çocuğun ihtiyaçlarının doyurulması,büyük ölçüde anne yada onun yerine geçen yetişkine bağlıdır.Bir başka deyişle,anne yada onun yerine geçen yetişkinle kurulan ilişkinin niteliği temel güven duygusunun ve toplumsallaşmanın özünü oluşturmaktadır.Çocukta,iyimserlik ve mutlu olmanın temelleri atılır.


2.Evre: BAĞIMSIZLIĞA KARŞI UTANMA VE ŞÜPHECİLİK

Bu dönem on ikinci aydan üç yaşına kadar sürer.Bu dönemde çocukların çoğu yürümekte, başkalarıyla iletişim kurabilecek kadar konuşmaktadır.Çocuklar artık tümüyle başkalarına bağılı kalmak istemezler.Önceki dönemde temel güven duygusunu kazanmış çocuk, öz saygısını yitirmeksizin kendi kontrolünü kazanabilmesi için,özgürlüğü hissetmesi gerekmektedir.Kendi kendine yemek yeme,eşyalarını toplama,giyinme ve soyunma,giysisini seçme,karşılaştığı bazı problemleri çözme çabalarında teşvik edilmelidir.Böylece çocukta bağımsızlık duygusunu temelleri atılır.Kendi kendini kontrol etme ve saygının özü bu dönemde oluşur.


3.Evre: GİRİŞKENLİĞE KARŞI SUÇLULUK DUYMA

Girişkenliğe karşı suçluluk duyma,üç yaşından altı yaşına kadar olan dönemdir.Çocuğun motor ve dil gelişimi,onun fiziksel ve sosyal çevresini daha fazla araştırmasına,daha atılgan olmasına olanak verir.Gerek anne-baba gerekse okul öncesi eğitim kurumlarındaki öğretmenler çocuğun koşmasına,atlamasına,oynamasına izin verilmelidir ki çocukta girişkenlik duygusu gelişebilsin.Doğal merakından dolayı çok sık azarlanan ve engellenen çocukta,suçluluk duygusu gelişmektedir.

4.Evre: BAŞARIYA KARŞILIK AŞAĞILIK DUYGUSU

Bu dönem altı yaşından on iki yaşına kadar sürer.Erikson’a göre birey kişilik gelişim dönemlerinden ilkinde “bana ne verildiyse ben oyum” ikincisinde “ne yaparsam oyum” üçüncüsünde “hayal ettiğim şeyi olacak kişiyim” dördüncüsünde “ne öğrenirsem oyum” inancına sahiptir.Bu dönemde çocuk okula gittiği için sosyal dünyasında büyük bir genişleme meydana gelir. Arkadaşlar ve öğretmenin çocuk üstündeki etkisi artarken ana-babanın etkisi giderek azalmıştır.Çocuklar bu dönemde,yetişkinlerin kullandıkları aletleri kullanmaya çalışırlar;bir şey üretmeye çaba gösterirler.Çocukların çabaları desteklendiğinde,çalışma ve başarılı olma davranışları gelişir.Aksi taktirde sürekli olarak yaptıklarında eleştirilen bir desteklenmeyen,beğenilmeyen çocuklar,yaptıklarının değersizliğine inanarak aşağılık duygusu geliştirebilirler.

5.Evre: KİMLİK KAZANMAYA KARŞI ROL KARMAŞASI

Bu dönem 12-18 yaşları kapsar.Ergen bu dönemde kimlik arayışı içindedir.Hızlı fiziksel ve fizyolojik değişimiyle baş etmeye çalışırken bir yandan da gelecekteki eğitimi,kariyeri hakkında yeni kararlar verme durumundadır.Ergenin üstünde akran gruplarının büyük bir etkisi vardır.Erikson’a göre ergen bu dönemde başarılı bir şekilde kimlik kazanma sorununu çözerse kendine güvenen,kendinden emin bir kişi olarak yaşamını sürdürür.Bu dönemde “Ben kimim?” sorusu çok önemli hale gelir.Ergen,bu soruyu cevaplarken, ana-babasından çok,akran gruplarından etkilenir.Ergenlik dönemi değişme zamanıdır.


Ergenin bu dönemde cevaplaması gereken birçok soru vardır.Bunlardan bazıları, “Çocuk mu yoksa yetişkin miyim?”, “Bir gün baba yada anne olacak mıyım?”, “Başarılı mı yoksa başarısız mı olacağım?”. Ergenin sağlıklı bir kimlik kazanmasında çevresinde model alabileceği yetişkinlerin bulunması önem taşımaktadır.


Erikson’a göre bu dönemde ergen,başarılı bir şekilde kimlik kazanma sorununu çözerse,kendine güvenen,kendinden emin bir kişi olarak yaşamını sürdürebilir ve başarılı olur.

6.Evre: DOSTLUK KAZANMAYA KARŞI YALNIZ KALMA

Yaklaşık olarak 18-26 yaşlarını kapsar.Ergenlik döneminde kimliğini bulan kişi bu dönemde artık başkalarıyla yakınlıklar,dostluklar kurabilir.Karşı cinsle arkadaşlıkta,sevgi ağırlık taşır.Gencin yaşamında evlilik ve iş kariyeri önemli hale gelir.Ergenlik döneminde dostluklar sağlam temeller üzerine kurulur.Gencin yaşamında evlilik konuları ve evlenme önemli bir yer tutar.Bu dönemdeki krizi sağlıklı olarak atlatan kişi güvenli bir şekilde sevgiyi verme ve alma gücüne sahip olur.Aksi durumda,başkalarıyla dostluk ilişkisi kurmada güçlük çeken genç,birey için istenmeyen ve salıksız olan psikolojik bir yalnızlığa itilebilir.Genç yetişkinin bu dönemdeki krizi,öğretmenlerine ve çevresindeki tüm kişilere karşılıklı sorumluluklar düşmektedir.


İnsana sevgi ve saygıyı esas alan bir toplum yapısında,bu çatışmaların başarılı bir şekilde çözümlenebileceği gözlemlenmektedir.

7.Evre: ÜRETKENLİĞE KARŞI DURAKLAMA

Bu dönem orta yetişkinlik yıllarını kapsar.Birey için çocukları yoluyla neslini devam ettirmek önemli olduğu gibi evi dışında da gelecek nesillerin yetişmesine rehberlik ederek üretken olabilir.Üretken olmadığında da bir işe yaramama duygusuna kapılıp durgunluk içine girebilir.Bu döneme olumlu atlatabilmesi için bireyin evini,işini paylaştığı kişilere önemli sorumluluklar düşmektedir.Yetişkin bu dönemde üretken,verimli ve yaratıcıdır.Kişi evi dışında da topluma yararlı işler yapabildiği,kendinden sonraki kuşaklara rehberlik edebildiği sürece üretkendir.Aksi durumda bir işe yaramama duygusuna kapılabilir ve durgunluk dönemine girebilir.Etrafa karşı kayıtsız tavırlar geliştirirler.Sahte,köksüz ilişkiler kurar,kendi doyumunu ve çıkarını öncelikle gözetirler.Ayrıca hep yerinde saydığını düşünerek mutsuz olabilirler.


Bu dönemdeki krizi,bireyin olumlu bir şekilde atlatmasında;evini,işini paylaştığı kişilere yani çevresinde yoğun etkileşimde bulunduğu bireylere önemli roller düşmektedir.

8.Evre: BENLİK BÜTÜNLÜĞÜNE KARŞI UMUTSUZLUK

İleriki yetişkinlikteki yılları kapsar.Bu dönemde birey ya önceki yedi dönemin olumlu birikimi sonucu benliğini tam olarak bulmuş,mutlu, güvenli, sevilen,aranan bir kişi yada önceki dönemlerde çatışmaları sağlıklı olarak geçirmeme sonucu umutsuzluklar içinde hırçın aksi bir insan görünümündedir.

Sonuç olarak,insanın kişiliğinin şekillenmesinde ve gelişiminde başlangıçta anne ya da onun yerine geçen yetişkinden başlayarak daha sonra aile,okul,şehir ve dünyadaki diğer insanlar önemli rol oynamaktadır.O halde mutlu insanlardan oluşan mutlu bir toplum meydana getirmek istiyorsak,bireyin her dönemdeki temel ihtiyaçlarını en iyi şekilde doyurmasını sağlamak çatışmalarını çözümlemesine yardım etmek üzere çaba harcamamız gerekmektedir.


motor gelişim

Çocuk organizmasını, yetişkinden ayıran en önemli özellik, sürekli büyüme, gelişme ve değişme süreci içinde olmasıdır. Bu değişim süreci içerisinde çocu­ğun gelişimi, görünür ve görünmez büyümeyi içerir. Görünür büyüme, bedenin boyutlarında, biçiminde ve oranındaki değişmedir. Görünmez büyüme ise iç or­ganlarda meydana gelen değişmedir. İşte bu görünür gelişimlerden bir tanesi mo­tor gelişimdir.
Motor kelimesi tek başına "hareket" anlamına gelir. Yetişkinler gibi çocuğun da hareket etmeye ihtiyacı vardır. Çocuk doğduğu günden itibaren bu ihtiyacını gidermek için, yattığı yerden başını kaldırma, göğsünü kaldırma, ellerini, kolla­rını, bacaklarını hareket ettirme, dönme, emekleme gibi davranışları kazanır. Dü­şünülmeden, bağımsız olarak yapılan bu ilk hareketler daha sonra vücut hareket­lerine, zamanla dış uyarıcıların kontrolü ile çeşitli motor etkinliklere dönüşür. Bireyin eklem, kas ve ses tellerini amaçlı olarak kullanmasına motor hareketler denir. Çocukların motor davranışlarının gelişimi refleksler, duruşa ait hareketler, yürüme, koşma, atlama gibi beceriler şeklinde olmaktadır.
Motor gelişim, fiziksel büyüme ve gelişme ile birlikte beyin - omurilik geli­şimi sonucu organizmanın isteme bağlı olarak hareketlilik kazanmasıdır. Kilo ar­tışı, boy uzaması ve kas gelişimine, diğer bir deyişle fiziksel gelişime paralel ola­rak hareket ve becerilerin kazanılmasında sinir sistemi ve kasların gelişimi önemli bir yer tutar. Bu becerilerin kazanılması doğum öncesi dönemde başlar ve ömür boyu devam eder.
Tüm çocukların motor gelişiminde üç genel kuraldan söz edilebilir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:
· Gelişim baştan ayağa doğru olup, önce baş, sonra omuzlar ve kollar ve niha­yet bacaklar ve ayaklar gelişir.
· Hareketler merkezden dışa doğru gelişir. Beden ve omuz hareketleri bağım­sız kol hareketlerinden, el hareketleri parmak hareketlerinden önce gelir.
· Motor gelişim belirgin bir sıra izler. Çocuk önce durur, emekler, yürür, daha sonra koşar ve oturur.

Çocuğun motor gelişimini bilmek onun eğitiminde de önemlidir. Bu durum motor gelişimde önemli olan olgunlaşma ve öğrenme ile açıklanabilir. Çocuğun yeni bir şey öğrenmesi için yeterli olgunlukta olması gerekir. Bu noktada çocu­ğun eğitiminde de motor gelişim göz ardı edilemez

Psiko-Motor Gelişimle İlgili Öğeler
Psikomotor gelişimin yönü beyin omurilik gelişim sırasına göredir. Birey çevresindeki özel uyaranlara vücuduyla özel cevaplar verir. Böylece davranış ör­nekleri ortaya çıkar. Davranış örneklerinin belli bir olgunluğa ulaşmasında bire­yin belli gelişim öğelerine sahip olması gerekir. Psiko-motor gelişimle ilgili öğeler "dikkat, kuvvet, denge, tepki hızı ve eşgüdüm şekilde sıralanabilir. Bu öğeler, her bir becerinin temel unsurları olup, etkili olma dereceleri becerilere göre fark­lılık gösterir. (Arol Neriman, Baran Gülen, syf: 61,62)

PSİKOMOTOR DAVRANIŞLAR
Ruhsal nedenler ile yapılan, motifleri ruhsal olan bütün hareket ve davranışlar, psikomotor kavramı içinde incelenirler. Bu hareket grubu içi­ne bir müzik aleti çalmaktan, yürümeye, resim yapmaktan konuşmaya kadar, birbirleri ilgili ya da ilgisiz, hareketler girer. Psikomotor hareketlerin bir kısmı, örneğin jestler ve mimikler, bilinçsiz olarak gerçekleşir. Bir kısmı ise, bilinçli ve istemlidirler. Bir diğer kısmı ise, başlangıçta bi­linçli olarak kazanılır, daha sonra, otomatikleşerek bilincin katılmasını gerektirmez. Örneğin araba kullanmaya başlayan bir sürücü adayı, baş­langıçta vites değiştirirken bilinçli hareket eder, ustalaştıktan sonra ise hareketleri tamamen otomatikleşmiştir. Psikomotor hareketlerin sporda­ki önemi, iki özelliğinden kaynaklanır. Birincisi, insanların bir kısmı bazı hareketler için doğuştan özel yeteneklere sahiptirler. Bazı insanlar, bir müzik aletini çalmayı, diğer insanlardan daha kolay öğrenir veya daha güzel resim yapabilirken, bazı daha uzağa atlayabilirler ya da daha hızlı koşabilirler. Bu yeteneklerin önceden saptanabilmesi, gençleri belli mesleklere veya belli spor dallarına yöneltmede çok önemlidir. Psikomo tor hareketlerin sporda önemli olan ikinci özelliği, bunların öğretebilmesi ve geliştirilebilmesidir: Burada elbette ki uygun yöntemlerin kullanılması çok önemlidir. Bir psikomotor hareketin ruhsal dayanağı ne kadar yük sekse, onun sporcuya kazandırılması ve geliştirilmesi olasılığı o kadar fazladır. Örneğin bir futbolcuya uygun yere pas atmayı öğretmek, ona çalım atmayı öğretmekten daha kolaydır.
Organizmanın Motor Zorlanma Şekilleri
Psiko-motor davranışlara ve bunların spor psikolojisi olan ilişkilerine geçmeden önce organizmanın motor (hareketsel) zorlanma şekillerini ta­nımak yararlı olacaktır. Organizmanın motor zorlanması 5 şekilde olur.
Koordinasyon (eşgüdüm): «İskelet kasının belli bir amaca yöne­lik bir hareketi gerçekleştirmesi esnasında merkezi sinir sistemi ile ahenk­li işbirliğidir.» (42). Koordinasyonunun mükemmelliğini sağlayan faktör­ler, bu hareketin akışı ile ilgili fizik yasalar, hareketi gerçekleştiren agonist ve antagonist (birbirleri ile zıt çalışan, yani birisi kasılırken, diğeri gevşeyen) kasların antrenmanlılık derecesi ve kulakta bulunan denge organının (vestibüler organ) adaptasyon (uyum) düzeyidir. Koordinasyo­nun mükemmelleşmesi antrenman ile gerçekleşir. Sonuç olarak, eşit de­ğerdeki bir performans, antrenmanlılarda daha az bir enerji sarfı ve dolayısı ile daha az yorgunluk ile gerçekleşir ve yaralanma tehlikesi daha azdır. Mükemmel bir koordinasyona, ancak sürekli bir yineleme ilkesine dayalı olarak yapılan antrenmanlar sonucu ortaya çıkan motorik-dinamik stereotipiler ile ulaşılır. Koordinasyonun gelişmesinde zihinsel antrenman yöntemi çok etkili olmaktadır.
Fleksibilite (Elastikiyet): «Bir veya bir kaç kasın iradi hareketlilik sınırıdır. Fleksibiliteyi belirleyen faktörler şunlardır: Eklemin yapısı, eklemi saran kas kütlesinin hacmi, kasların, tendonların, bantların, ek­lem kapsülü ve derinin gerilebilme sınırı. Fleksibilite germe antrenman­ları ile geliştirilir. Bu antrenmanlar aynı zamanda yaralanma tehlikesini (kas yırtılmaları, tendon kopmaları vs.) azaltırlar.
Kuvvet: «Bir kas ve kas grubunun uygulayabileceği maksimal kuv­vete kas kuvveti denir.» (6). Bir kas enine kesit alanının genişliği oranın­da güçlüdür (6). Yani harekete katılan kas fibrillerinin sayısı ne kadar çok ise, kas o kadar güçlüdür. Kas kuvvetinin artması, kuvvet antren­manları ile olur. Bu antrenmanlar ile kas kitlesinin % 300'e varan bir ge­lişmesi mümkündür .
Hızlılık: Organizmanın motor zorlanma şekillerinden biri olan hız­lılık aşağıdaki 4 faktör ile belirlenir: «Tepki süresi, tek bir hareketin hı­zı, hareketin frekansı ve hareketi sürdürme hızı. Hızlılık antren­manları ile sporcunun hızlılık kapasitesi % 17 oranında artırılabilir.
Dayanıklılık: Belli bir performans'ı mümkün olduğu kadar uzun sürdürebilme yeteneği olarak tanımlanır.
Sporcu seçiminde bunların önemi şuradan ileri gelir:
1. Bu yetenekler antrenman ile geliştirilebilirler,
2. Ancak bu gelişme, sporcunun doğuştan kapasiteye oranla olur, yani sporcunun doğuştan sahip olduğu kapasite ne kadar yüksek ise, antrenman sonucu elde edilen kapasite artması o kadar yüksek olur,
3. Özellikle koordinasyonun gelişmesinde psikolojik antrenman yön­temleri son derece etkilidirler,
4. Bu yeteneklerin geliştirilmesi için yapılan antrenmanlar hem spor­cunun kişiliğine yakından bağımlıdırlar, hem de onun kişiliğini etkilerler
5. Bu yetenekleri bir takım testler ile önceden saptamak mümkündür.


Bebeğin duygusal ve zihinsel gelişimi dünyaya geldiği andan itibaren başlar ilk göstergesi ağlamaktır altını ıslattığında acıktığın da o anki sıkıntı veren duruma karşı gösterdiği bir tepkidir ve kritik dönemi 12-24 aylardır duygusal gelişim için,empati nasıl ki gelişim her yönüyle belli dönemlerde kazanımları içerir belli bir sıralaması vardır bu o dönemler içerisinde bebekte ki duygusal gelişimin düzeyini derecesini bize gösterir yani gelişimiin tespiti kazanımların ortaya çıkması ile başlar

bu kritik davranışlar dönemler halinde sıralanmış ve her dönemin kendine özgü kazanımı var burdan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz ki bu ispatlanmış dönemi içerisinde kazanılması gereken özellikler kazanılmadığın da sonra ki dönemler de kazanımı zor çünkü her kazanım birbirinin üzerine hem sistematik olarak gelişir hem de birbirine temel oluşturur, anne baba bakıcı tutumuyla dönemler içerisinde ki kazanımların normal dışı iki farklı uç noktası vardır +,- olmak üzere ki normal değildir zaten bu uç sonuçlar.
 
 

http://www.meb.gov.tr/indir/benimleoynarmisin/

http://www.meb.gov.tr/BilgiEdinme/bilgiedinme.asp

http://www.altincocuk.com/
http://www.rtukcocuk.org.tr/

http://www.kulturcocuk.gov.tr/

http://www.ulkercocuk.com/


http://www.afacancocuk.com/

http://www.turkiyecocuk.com.tr/

http://www.cocukca.com/

http://www.egitim.com/cocuk/0203/0203._index.asp

http://web.netbul.com/cocuk/default2.asp

http://www.biltek.tubitak.gov.tr/cocuk/index.htm

http://www.atlikarincam.com/ 

Free Page Rank Tool Okullar